Mustafa Kemal ATATÜRK
Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.

Bu girişimde bulunmamı ünlü bilim insanı İsmail Ebuliz El Cezeri’nin söylediği bir söz en güzel şekilde açıklamaktadır. El Cezeri “Bir müddet sonra nakillerden kurtuldum, başkalarının yaptığından sıyrıldım ve problemlere kendi gözümle bakabildim” (İzgeç, 2015) cümlesinde bir bilim insanı olarak içine düştüğü durumu açıklamıştır.  Ben de üniversitedeki görevimden kendi isteğimle emekli olurken tıpkı yukarıda ifade edilen bir duygu durumundaydım. Evet tüm akademik dereceleri almıştım ancak hala başkalarının fikirlerini ve başkalarının yaptıklarını aktarıyordum. Öğrencilerim bilir yürüttüğüm dersler ve tezlerde kendim olmaya ve kendi bakış açımı da ortaya koymaya çalışıyordum. Ancak bu çok da kolay olmuyordu. Bu nedenle, Türkiye’de ve dünyada özellikle eğitimle ilgili ortaya çıkan problemlere kendi gözümle bakmam ve çözüm üretebilmem için üniversitedeki görevimden ayrılmam gerektiğine karar verdim. Hangi alanda çalışırsa çalışsın bilim insanın bir ayağının teoriye bir ayağının da uygulamaya basması gerekir. İki ayaktan biri zaman zaman daha fazla etkin olsa da zaman içinde bu denge kurulacaktır.

İsmail Ebul-iz El Cezeri bir başka düşüncesinde “Tatbikata çevrilmeyen her teknik ilmin, doğru ile yanlış arasında kalacağına” (Çırak ve Yörük, 2015, s.179) işaret ederek uygulamaya aktarılamayan bilginin doğru ve yanlış arasında bir yerde duracağından söz etmektedir. Bu cümlede anlatılmak istenilen fikrin, tüm bilim alanları ve bilim insanları için geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Eğitim Bilimlerinde teorinin uygulamaya aktarılması, uygulamanın da teoriyi geliştirilmesi perspektifinden bakılması gerekmektedir. Yalnızca teorik alanda çalışmak ya da tersine yalnızca uygulamalı çalışılması sonucunda bilim ve yaşam arasında kurulması gerek bağlar kopmaktadır. 

Örneğin, bir çocuk neden kitap okumak istemez? Bu sorunun yanıtını teorik alanda yapılan çalışmalarla bulmak çok zordur. Çünkü her çocuğun içinde bulunduğu farklı koşullar onu kitap okuma becerisini geliştirmesinde ve sürdürmesinde farklı biçimde etkili olmaktadır. Bunun için genellemeler yapmak yerine her çocuk için öznel koşullarını dikkate alınarak uygun çözümlerin bulunması ve uygulanmasına ihtiyaç vardır. Eğitim ile ilgili yenilikçi ve yaratıcı çalışmaların yapılması, problemlere öznel ve yaratıcı çözümler üretilmesi için eğitimle ilgili teoriden destek alınması, çalışmalarda fenomenolojik yaklaşımın uygulanarak öznel deneyimlerin ön plana çıkarılması ve olaylara kendi gözlerimizle bakılmasının etkili olacağına inanıyorum. İşte bu düşünceler ve inançlarımdan dolayı Kıymet Selvi-Eğitim Destek ve Danışmanlık şirketinin kuruluşu girişiminde bulundum.

Kaynakça

Çırak, B.; Yörük, A. (2015). Mekatronik biliminin öncüsü İsmail El – Cezeri vanguard of mechatronic science Ismail Al-Jazari Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,  Journal of Social Sciences Institute Year – Yıl 2015 | Number – Sayı 4, sayfa 175-194.

İzgeç, Ö. (2015). Ebû’l-izz’in Hükümdarları, Leonardo’nun Kanatları m.bianet.org/cocuk/biamag/162262-ebu-l-izz-in-hukumdarlari-leonardo-nun-kanatlari, 31. Mart 2019 tarihinde indirildi.